Önceki yazımızda, iş toplantılarında İngilizce konuşamamanın bir gramer eksikliği değil, bir "performans baskısı" olduğundan bahsetmiştik. O an geldiğinde, doğru kelimeyi zihnimizde ararken tren kaçıyor.
Bu durumu aşmanın en pratik yolu, zihninizi o anki "çeviri" yükünden kurtaracak otomatik kalıplara sahip olmaktır. Profesyonel bir toplantıda "I want to say something" (Bir şey söylemek istiyorum) demek yerine "If I could just jump in here" (Burada araya girebilirsem) demek, profesyonel algınızı bir üst seviyeye taşır.
İşte REL Academy olarak öğrencilerimizle en çok çalıştığımız, online toplantılarda (Zoom, Teams, Google Meet) sizi çok daha özgüvenli hissettirecek 10 temel ifade:
1. Toplantının Başında: Bağlantı Kontrolü
"Sesim geliyor mu?" diye sormak yerine daha doğal olan şu ifadeyi kullanın: "Can everyone hear me okay?" veya bağlantıda sorun varsa: "I’m having a bit of a connection issue, can you hear me now?"
2. Söz Almak İstediğinizde: Zarifçe Araya Girmek
Konuşmanın tam ortasına dalmak yerine, akışı bozmadan söz istemek için: "If I could just jump in here for a moment..." (Eğer burada kısa bir süre araya girebilirsem...)
3. Ekran Paylaşırken: Teknik Geçişler
Ekranınızı yansıtırken oluşan o sessiz boşluğu bu kalıpla doldurun: "I’m going to share my screen now. Can everyone see the slide?" (Şimdi ekranımı paylaşıyorum. Herkes slaytı görebiliyor mu?)
4. Bir Fikre Katıldığınızda: Sadece "Yes" Demekten Fazlası
Bir meslektaşınızı desteklediğinizi göstermek profesyonel bir duruştur: "I’m on the same page with you on this point." (Bu konuda sizinle aynı sayfadayım/aynı fikirdeyim.)
5. Anlamadığınızda: Kibarca Tekrar Ettirmek
Anlamadığınızda sessiz kalmak, yanlış aksiyon alınmasına sebep olabilir. Bunun yerine: "Could you please expand on that a bit more?" (Bu konuyu biraz daha açabilir misiniz?) veya "I didn't quite catch that last part." (Son kısmı tam yakalayamadım.)
6. Ses Kesildiğinde veya Gürültü Olduğunda
Online toplantıların klasiği: "Sorry, you're breaking up a bit. Could you repeat that?" (Üzgünüm, sesin biraz kesiliyor. Tekrar edebilir misin?)
7. Kendi Görüşünüzü Belirtirken: Yumuşak Geçiş
Fikrinizi doğrudan sunmak yerine daha profesyonel bir tonda giriş yapın: "From my perspective, we should focus on..." (Benim bakış açıma göre, ... üzerine odaklanmalıyız.)
8. Sözü Başkasına Devrederken
Sunumunuz bittiğinde veya topu başkasına atarken: "I’ll hand it over to [Name] to discuss the details." (Detayları tartışması için sözü [İsim]'e devrediyorum.)
9. Toplantı Konusundan Sapıldığında
Zaman kısıtlıysa ve konu dağılıyorsa odağı geri toplayın: "Let’s get back to the main point of the meeting." (Toplantının ana konusuna geri dönelim.)
10. Kapanış ve Aksiyon Planı
Toplantıyı net bir şekilde bitirmek için: "What are the next steps after this call?" (Bu görüşmeden sonraki adımlarımız neler?)
Önemli Olan Kusursuzluk Değil, Akış
Bu kalıpları bir kağıda yazıp ekranınızın kenarına yapıştırabilirsiniz. Ancak gerçek akıcılık, bu cümleleri gerçek bir diyalog içerisinde, bir eğitmen eşliğinde deneyimleyerek kazanılır. Gramer kuralları içinde boğulmak yerine, bu hazır yapıları birer "araç" olarak kullanmaya başladığınızda, o meşhur sessizlik bariyerinin yıkıldığını göreceksiniz.
Bir sonraki yazımızda: İngilizce sunum yaparken o ilk 5 dakikadaki heyecanı nasıl yönetirsiniz? Sunumunuza güçlü bir giriş yapmanın sırlarını konuşacağız.
Bu kalıpları canlı bir toplantı simülasyonunda denemek ister misiniz?
REL Academy’de tamamen iş hayatı senaryolarına odaklanan, yetişkin profesyonellere özel İngilizce eğitimlerimizle tanışın. Sizin sektörünüze ve hedeflerinize özel bir program için ücretsiz deneme dersine davetlisiniz.
