Bir düşünün: toplantıya girerken konuyu biliyorsunuz, ne söyleyeceğinizi de az çok biliyorsunuz. Ama sıra size geldiğinde ya da söz almak istediğinizde bir şey sizi durduruyor. O an geçiyor, başkası konuşuyor, toplantı ilerliyor. Siz de içinizden "bir dahaki sefere" diyorsunuz.
Bu sahne tanıdık geliyor mu?
Eğer öyleyse, şunu bilmenizi istiyorum: bu bir gramer problemi değil. Yıllarca dil kurslarında öğretilen şeyin aksine, iş toplantısında İngilizce konuşamamanın arkasında yatan sebep eksik kelime bilgisi ya da hatalı cümle kurmak değil.
Gerçek sebep bambaşka.
İngilizce Toplantıda Sessiz Kalmanın Arkasındaki Gerçek Neden
Beyaz yaka profesyonelleriyle çalışırken tekrar tekrar aynı şeyi duyuyoruz: "İngilizcem var aslında, ama toplantıda bir türlü konuşamıyorum."
Bu cümleyi söyleyen kişiler genellikle e-posta yazabiliyor, İngilizce belge okuyabiliyor, hatta bazen yabancı meslektaşlarıyla kısa yazışmalar bile yapabiliyor. Yani dil tamamen yok değil. Peki neden toplantıda susuyor?
Çünkü toplantı, diğer tüm İngilizce kullanım senaryolarından farklı bir baskı ortamı yaratıyor. E-postada düşünmek için zamanınız var. Yazarken silip yeniden yazabilirsiniz. Ama toplantıda zaman yok, geri alma tuşu yok ve üstelik herkes bakıyor.
Bu baskı altında beyin otomatik olarak bir koruma mekanizması devreye sokuyor: susma.
"En Doğru Kelimeyi" Bekleme Tuzağı
İş toplantısında İngilizce konuşamayan profesyonellerin büyük çoğunluğunun düştüğü en yaygın tuzak şu: konuşmadan önce zihinlerinde mükemmel cümleyi oluşturmaya çalışmak.
Söylemek istedikleri şeyi Türkçe düşünüyorlar, İngilizceye çeviriyorlar, çevirinin doğru olup olmadığını kontrol ediyorlar, daha iyi bir ifade olup olmadığını düşünüyorlar — ve bu döngü sürerken an geçiyor.
Ana dili İngilizce olan biri böyle konuşmuyor. Yabancı dilde akıcı konuşan biri de böyle konuşmuyor. Akıcılık, mükemmel cümleyi beklemekten değil, yeterince iyi cümleyi söyleme cesaretinden geliyor.
Toplantılarda iş İngilizcesi söz konusu olduğunda "doğru" ile "anlaşılır" arasındaki fark çok daha önemli hale geliyor. Karşı taraf sizin grammatically perfect konuşmanızı değil, ne söylemek istediğinizi anlamak istiyor.
Gramer Kursları Neden Bu Sorunu Çözmüyor?
Türkiye'de İngilizce eğitiminin büyük bölümü hâlâ gramer odaklı ilerliyor. Zamanlar, edilgen yapılar, koşul cümleleri... Bunlar öğreniliyor, sınavda doğru işaretleniyor ve iş hayatına girildiğinde toplantı masasında işe yaramıyor.
Çünkü toplantıda kimse size "bu cümle third conditional mı, second conditional mı" diye sormuyor. Toplantıda birisi size bir soru yöneltiyor ve siz o an cevap vermeniz gerekiyor.
Bu bir performans becerisi. Ve performans becerileri ancak o performansı tekrar tekrar yaparak gelişiyor. Gramer egzersizleriyle değil, gerçek ya da gerçeğe yakın konuşma pratiğiyle.
İş toplantısında İngilizce konuşabilmek için toplantı simülasyonları yapmanız, söz alma pratiği yapmanız, fikir savunma ifadelerini gerçek bağlamda kullanmanız gerekiyor. Bunu sınıf ortamında öğrenmek mümkün değil — ama bire bir pratikle mümkün.
Sessizliğin Kariyer Üzerindeki Gerçek Maliyeti
Toplantıda sessiz kalmak masum bir alışkanlık gibi görünebilir. Ama uzun vadede ciddi bir kariyer maliyeti var.
Fikirleriniz masada kalmaya devam ediyor. Başkası o fikri söylüyor ve krediyi alıyor. Yöneticiler sizi yeterince girişimci bulmaya başlıyor. Uluslararası projelerde daha az söz hakkı buluyorsunuz. Ve en önemlisi, her geçen toplantıyla bu sessizlik daha da kalıcı bir alışkanlığa dönüşüyor.
Oysa iş toplantısında İngilizce konuşabilmek, doğru kelimeyi bilmekle değil, konuşma cesareti kazanmakla başlıyor.
Peki Nereden Başlamalı?
Eğer toplantılarda İngilizce konuşmak istiyorsanız, başlangıç noktanız şu olmalı: gerçek toplantı bağlamında pratik yapmak.
Bu şu anlama geliyor: fikir öne sürmek, itiraz etmek, soru sormak, anlamadığınızda kibarca tekrar istemek, kendi görüşünüzü savunmak — bunların hepsini İngilizce olarak, baskısız bir ortamda, tekrar tekrar deneyimlemek.
Gramer kitabı açıp "toplantı ifadeleri" listesi ezberlemek bu işi çözmüyor. Çözen şey, o ifadeleri gerçek bir konuşmada, gerçek zamanlı olarak kullanma pratiği.
Bir sonraki yazımızda tam olarak bu konuya geçiyoruz: Zoom toplantısında İngilizce konuşmak için işe yarayan 10 hazır ifade. Ezber için değil, gerçekten kullanmak için.
---
Bu konuyu birebir pratikle pekiştirmek istiyorsanız, REL Academy'de ücretsiz deneme dersinizi alabilirsiniz. Seviyenizi belirliyoruz, hedeflerinizi konuşuyoruz ve size özel bir program oluşturuyoruz.
[Ücretsiz Deneme Dersi Al] (https://relakademi.com/form.html)
